Piyasa Bülteni | Diplomasi ön planda, hava yumuşadı; Soğuk savaş hali ‘yeni normal’

Haber akışı hatta kirliliği ve buna istinaden piyasaların vermiş olduğu bazen de orantısız tepkilere yetişmek ve bunu trade etmek adeta …

0 0

Haber akışı hatta kirliliği ve buna istinaden piyasaların vermiş olduğu bazen de orantısız tepkilere yetişmek ve bunu trade etmek adeta imkansız bir hâl aldı. Ukrayna’nın Nato üyeliğinde daha fazla ısrarcı olmadığını yönünde yumuşak açıklamayı takiben dün de Rusya cephesinden müzakere ve diplomasiye şans tanıyan önemli bir açıklama geldi. Rus Dışişleri Bakanlığı, “Ukrayna’daki hedeflerimize müzakereler yoluyla ulaşmamız daha iyi olur” dedi.

Bu açıklama sonrasında piyasaların da adete seyri günün ikinci yarısında değişti. Güvenli limanlara olan talep ve arz endişelerine paralel son haftalarda sert bir değerleme eğilimine giren emtia fiyatları ve sığınılacak yegane gemi olan dolar geri çekilirken, riskli varlıklar alımların eşliğinde günlerdir süren karamsar havasında en azından dün kurtulmuş oldu.

Tarafların diplomasiye ve uzlaşmaya açık oldukları yönünde sinyallere ilaveten, gece saatlerinde Birleşik Arap Emirlikleri’nde (BAE) gelen bir haber ile hafta başı 140 dolara dayanan Brent cinsi ham petrolün varil fiyatı dün sadece bir günde %15 düşüşle 110 dolar seviyesinin kıyısına kadar geriledi. BAE petrol arzını artırabileceğini açıkladı.

Bir tarafta diplomasinin işleyeceği diğer tarafta arz/talep dengesizliğine yönelik BAE’den gelen açıklama, petrol piyasasında sert hareketlerin yaşanmasına neden oluyor. Teknik bir bakış açısı ile, Brent cephesinde haftanın 100 dolar seviyesinin altında kapanış yapmaması koşulu ile yukarı yönlü isteğin korunmaya devam edeceğini düşünüyoruz. Ne de olsa şu anda devam eden sıcak savaş belki bir noktada bitecek olsa da, yeni dünya düzenine soğuk savaş ile uzun bir süre daha devam edeceğimiz hiç kuşku götürmüyor.

Altın cephesinde haftalar önce 1,835 dolar seviyesinin geçilmesi durumunda yukarı yönlü isteğin korunacağını ve 2020 yılında görülen 2,072 dolar seviyesinin test edileceğini beklediğimizi teknik bir bakış açısı ile savunmuştuk. Hafta ortası altının ons fiyatı 2,070 dolar seviyesini test etmesi ardından, yukarıdaki argümanlarda da anlaşılacağı üzere, tarafların diplomasiye şans tanıyacağının anlaşılması ile, kazanımlarını şimdilik koruyamadı. Bu sabah altının 1,975 dolar seviyesine kadar gerilediğini görüyoruz. Düşüşün devam etmesi için, 1,950 dolar seviyesinin altında haftalık olarak bir kapanış görmemiz gerekiyor. Aksi durumda, yaşananları bir düzeltme olarak yorumlayacağız.

Hafta başı 99,5 dolar seviyesine dayana ve içerisinde en ağırlıklı para birimi olarak EUR’yu barındıran dolar endeksi (DXY), dün havanın değişmesi ile 97,8 seviyesine varan bir geri çekilme kaydederken, EURUSD paritesi de 1,1050 seviyesini aştı. EUR’da 2016 yılından gelen destek çizgisinin

-hatırlarsanız pazartesi günü bültenimizde teknik olarak yorumlamıştım- 1,0820 seviyesinde oldukça başarılı bir şekilde ‘şimdilik’ çalıştığını görüyoruz.

Örnekleri çoğaltılabilecek olsa da, diplomasinin dün adeta ayağa kalkacağı beklentisi ile Avrupa hisse senedi endekslerinde gün içinde %7’e varan yükselişler kaydederken, iyimser hava gece vakitlerinde ABD borsalarına da sirayet etti. Uzun bir süredir baskı altında kalan teknoloji hisseleri önderliğinde dün Nasdaq endeksi geceyi haftanın tüm kayıpların silmek istercesine %3,5 yükselişle tamamladı.

Elebete, panik modunda ve arz endişeleri ile yukarılara savulan tarımsal ve endüstriyel emtia fiyatları, dolar, altın ve petrolün dün sakinlemesinde taraflardan karşılıklı olarak gelen diplomasi çağrısı büyük bir rol oynarken, savaşın bu noktadan sonra ne biteceğini ne de şiddetleneceğini düşünmeden tamamen müzakere masasına odaklanacağız. Bu bağlamda bugün Antalya’da iki ülkenin Dışişleri Bakanlarının bir araya geleceklerini not edelim.

Hazır Antalya’ya kadar gelmişken, bir iki cümle de Türk mali piyasalarına ayıralım. Türk lirası, dün art arda yedinci günü de düşüşle tamamlayarak, Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik saldırısını başlatmasından bu yana kayıplarını %7’in üzerine çıkarttı. TL’nin değer kaybının devam etmesi, mevcut dışsal tedarik krizi endişeleri ile birleşerek içeride hem enflasyon hem de cari işlemler kanadından riskleri tırmandırmaya devam edecektir. USDTRY kuru dün 14,70 seviyesine dayanarak meşhur 20 Aralık gününde yaşanan sert işlem barının da oyun alanına yeniden girdiğini görüyoruz. Kurda riskleri uzunca bir süredir yukarı yönlü görmeye devam ediyoruz.

USDTRY kurunda, 24 Şubat sonunda Moskova ile Kiev arasındaki tansiyonun yükselmesi nedeniyle volatilitenin geri dönmesi ile en yüksek 14,62 seviyesi test edilmişti. Dün söz konusu seviyenin de üzerinde bir kapanış yaşandığını not etmek gerekiyor. Yılın ilk iki ayında, döviz piyasasına yönelik kamunun süregelen ‘maliyetli’ müdahalelerinin ne kadar daha sürdürülebilir olduğu henüz bilmesek de, kamunun ‘dengeleyici’ gücünün de bir yere kadar olacağını düşünüyoruz. Hammadde fiyatlarında artış, beraberinde ithalatçının da dolar faturası kabartarak döviz talebinin azalmadan sürmesine neden oluyor. TL’deki değer kaybı, rakamsal büyüklüğü ile 550 milyar TL’ye ulaşan Kur Korumalı Mevduat nedeniyle Hazine’ye olan yükü (maliyeti) de her geçen gün büyüyor!

İster istemez, Ukrayna-Rusya ekseninde, sonuç ne olursa olsun, soğuk savaş döneminin uzunca bir süre korunacağı ve yeni dünya düzeninde emtia fiyatları arz endişeleri ile yüksek seyrini uzunca bir süre koruyabileceğinden endişe ediyoruz. Mesela, dün Endonezya’nın palm yağı ihracatına yönelik kısıtlamaya gitmesi ile küresel gıda krizinin daha da büyüdüğünü görüyoruz. Dünyada en yaygın tüketilen bitkisel yağ olan palm yağı, bisküvi, margarin, çamaşır deterjanı ve çikolata gibi birçok ürünün imalatında kullanılıyor. Palm yağı fiyatları yılbaşından bu yana %50’den fazla arttı.

Girdi olarak doğalgaz kullanan gübre imalatının aksaması da tarımsal gıda rekoltesine yönelik endişeleri daha da artırdığını görüyoruz. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’ne (FAO) göre, dünya gıda fiyatları Şubat’ta geçen yıla göre dolar bazında %20,7 ile rekor seviyede artış kaydetti.

Haliyle, yaşanan son gelişmeler dünya açısından stagflasyon riskini ön plana taşırken, KKTC ve Türkiye cephesi ise hiperenflasyon riski ile karşı karşıya kaldı. Emtia fiyatlarında yaşanan amansız yükseliş -savaş bitse dahi uzunca bir süre etkileri devam edecek- içeriye enflasyon ve cari işlemler dengesinde açık olarak yansımaya devam edecek ve bu da var olan kırılganlıkların daha da artıracağını düşünüyoruz. Bu tabloyu bir yere kadar dengeleyecek yegane unsur yaz aylarına yönelik yüklü turizm gelirleri ve ihracat ve yurtdışı müteahhitlik hizmetleri idi lakin orada da tablo maalesef çok da yorum istemiyor.

Kaçınılmaz bir şekilde, bir noktada antibiyotiğe yani sert bir para politikasına ve radikal bir faiz artışı ile karşı karşıya kalacağımıza neredeyse kesin gözüyle bakıyoruz. İktisat teorisinden uzaklaşmanın bedelini çok acı bir şekilde ödeyeceğiz. Hayat pahalılığı can yakmaya maalesef devam edecek. Savaşın bir an önce bitmesi ve hayatın yavaş da olsa normalleşmesini temenni ediyoruz.

Yeni gün başlangıcında Asya borsaları da dünden kalan iyimser havanın rüzgârı ile günü iyimser bir şekilde tamamlamaya çalışıyor. Gösterge endeks Tokyo borsası, günlerdir devam eden satışlar ardından gelen ferahlık ile %4 yukarıda işlem görüyor. Mali piyasaların gündeminde bugün ABD’de TÜFE enflasyonu açıklanacak. Haftaya Çarşamba günü düzenlenecek olağan FED toplantısı öncesinde Şubat ayında TÜFE’nin %0,8 artış kaydetmesi, manşet rakamı ise %7,9 ile son 40 yılın zirvesine taşıması bekleniyor.

Öte yandan her hafta Perşembe günü ABD’de haftalık işsizlik maaşı başvuruları ve içeride TCMB haftalık para ve banka istatistiklerini takip edeceğiz. Menüde ayrıca Avrupa Merkez Bankası’nın faiz kararı ve Başkan Lagarde’nin basın toplantısı ön plana çıkıyor. Gözler AB Liderler Zirvesi ve Rusya-Ukrayna Dışişleri Bakanları Zirvesini takip edecektir.

Rusya’ya yönelik yaptırımlar nedeniyle Rusya’nın da baştan aşağıya hem zihinsel hem de bedensel olarak ‘detoxa’ girdiğini görüyoruz. Facebok, Mcdonald, Pepsi, Coca Cola, Starbucks Rusya faaliyetlerini durdurma kararı aldı. Dün haber akışında, Pepsi’nin Sovyetler Birliğine nasıl girdiğini okudum. Sizlerle de paylaşmak istedim: ABD Başkanı Nixon, 1969 yılında Moskova’ya yapacağı ziyarete Pepsi CEO’su Donald McIntosh’a da götürerek Kruşçev’i ile tanıştırır. Rivayete göre, Kruşçev Pepsi’yi o kadar beğenir ki altı bardak içerek 1974’te Sovyetler Birliği’ndeki ilk fabrikanın  Novorossiysk şehrinde kurulmasının yolunu açmış olur. Sovyetler Birliği uluslararası para sisteminin dışında olduğu için ödemelerde takas usulü yapılır. Ruslar üretimde kullanılan ürün karşılığında Amerikalılara ünlü votka markası Stoliçnaya’nın dağıtım haklarını verir.

Sürekli haber akışı nedeniyle bizim de kafamız alt üst. En azından yumuşak bir haber ile bültenimizi bitirmek istedim. Son günlerde savaşan taraflardan gelen tansiyon düşürücü açıklamalara dikkat etmek gerekse de, sihirli bir değnek misali her şeyin hızlıca çözümlenmesini de beklememek gerekiyor.

iktisatbank.com

Kaynak:ParaAnaliz

Happy
Happy
0 %
Sad
Sad
0 %
Excited
Excited
0 %
Sleepy
Sleepy
0 %
Angry
Angry
0 %
Surprise
Surprise
0 %

Average Rating

5 Star
0%
4 Star
0%
3 Star
0%
2 Star
0%
1 Star
0%

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.